Tevekkül Nedir ? Nasıl Yapılır




Tevekkül, maksada erişmek için, maddİ ve manevİ sebeplerin hepsini yerine getirdikten sonra, neticesini Allah’dan beklemektir.

Kişi şayet beklediğine ulaşamazsa, üzülmemeli; “Hakkımda belki bu daha hayırlıdır” diyerek, kaderine razı olmalıdır. Çünkü, Kur’an-ı Kerİm’de Cenab-ı Hakk, “Siz birşeyi seversiniz, onun için çalışır ve onu elde etmek istersiniz, fakat bilmezsiniz ki, onun sonunda sizin için şer vardır. Yine siz birşeyi sevmezsiniz, hoşunuza gitmez ve istemezsiniz, fakat bilmezsiniz ki, sizin için onun sonunda hayır vardır” buyuruyor. ( Muhtasar İlmihal )

Tevekkül insanın zahirdeki sebeplere riayet etmesi ve lakin kalbini onlara bağlamayıp Hak Teala’ya dayanması demektir.” (Elmalılı)

Müslümanlar kaza ve kadere itimad ediyorum diyerek sebeplere yapışmayı terk edemezler. Bu, asla caiz değildir. Çünkü Cenab-ı Hak her şeyi bir sebebe bağlamıştır.

Tevekkül, Allahü Teala’ya güvenmek, sebeplere sarıldıktan sonra muvaffakiyeti Allahü Tealadan beklemektir. İnsanların, güçlerinin yetişemediği şeyleri Allahü Teala’ya bırakıp ümitsizlik ve kederden kurtulmalarıdır. Tevekkülden mahrum olmak büyük bir eksikliktir. Hadîs-i şerifte “Allahü Teala’ya tevekkül, imanın yarısıdır.” buyrulmuştur.

Bir mü’min bilir ki herhangi bir hadisenin olması için sebeblerin mevcud olması kafî değildir. Allahü Teala’nın dilemediği bir hadise hiçbir zaman vücuda gelemez. Ve Allahü Teala’nın dilediği bir şeye de hiçbir kuvvet mani olamaz. Ancak tevekkül, sebeplere sarılmaya mani değildir. Allahü Teala birçok hadiseyi birer sebebe bağlamıştır. O halde Allahü Tealanın sünnetine riayet lazımdır. Kuvvet, sebeplere güvenmekte değil, Allahü Teala’ya dayanmaktadır. Tevekkül de mağrur olup kendini koyuvermek değil, Allahü Teala’nın gösterdiği yolda gücü yettiği kadar vazifeye dikkat, Allahü Teala’nın emir ve yasaklarına riayet, kusurunu itiraf ile beraber Allahü Teala’nın kudretine itimad edip netice hakkında telaşa düşmeksizin onun iradesine teslim olmaktır.

TEVEKKÜL ÖRNEK

İnsanlar evvela sebeplere tevessül eder, sonra da Hakka tevekkül eyler. Mesela ziraat erbabından isek evvela tarlamızı sürer, tohumu eker; icab ediyorsa toprağı sular, zararlı otları da koparırız. Bunlar mahsulatın yetişmesi için birer sebeptir. Bizim elimizden gelen de ancak budur; sonra tohumun büyümesini ve afetlerden korunmasını Rabbimize havale ederiz.

Cenab-ı Hakka tevekkül ettim diyerek devesini bir yere bağlamaksızın huzuruna gelen bir zata Peygamber Efendimiz: “Çık deveni bağla da sonra tevekkül et.” buyurmuştur.




İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*