Dostluğun En Üst Mertebesi – Gıpta Edeceksiniz




Kardeşliğin en yüksek mertebesi onu kendine tercih edip, onun ihtiyacını kendi ihtiyacından önce düşünmektedir. İşte bu sıddıklar mertebesi ve Allah için sevişenlerin en üstün derecesidir. Canını da kendi üzerine tercih etmek, bu mertebenin meyvelerindendir.

Nitekim hikaye olunduğuna göre boyunları vurulmak için bir kısım sofiler halife tarafından aranıyorlardı. Hicri 295 de ölen ve Seriyyü’s Sakati’nin arkadaşlarından olan Ebu’l Hüseyn en-Nuri de bunların arasında idi. Bu zat, hemen öne koştu ve ilk önce kendisinin öldürülmesini istedi. Sebebini kendisinden sorduklarında: ” Bir an olsun, kardeşlerime bir hayat kazandırmağı arzu ettim de onun için öne geçtim” diye cevap verdi ve bu söz sayesinde hayatlarını kurtardı.

Yalnız dünyalık için olan kardeşlik de dindar kimseler nezdinde pek müteber değildir.

Rivayet olundu ki, Utbetü’l-Gulam bir gün bir kardeşliğinin evine gitti ve :

-Senin malından dört bin dirheme ihtiyacım var, dedi. Kardeşliği :

-İki bin dirhem al, diyince, Utbetü’l Gulam:

-Sen dünyalığı, Allah rızasına tercih ettin, utanmadan da Allah için kardeşlik kurdun, sonra da bu kardeşliğimdir dedin, dedi. Ve ondan yüz çevirdi. Dünyalık mertebesinde olan kardeşliklerle dünya muamelesi uygun değildir.

Rütbe-i ulya’ya yani en üstün derece gelince: Allahü Teala müminleri bununla tasvif ederek:

Ve işlerinde meşveret eder, verdiğimiz rızıktan infak ederler ( 42- Şura 38 ) buyurmuştur. Yani onlar, servetlerinde müşterektirler, azıkları birbirinden ayrılmaz. Hatta onlardan bazıları, benim ayakkabılarım diyen kimse ile arkadaşlık etmezlerdi. Çünkü o, kendi malı diye ayrılık görüyordu.

Fethu’l-Musili, dostlarından birinin evine gitti. Adamcağız evde yoktu. Fethu’l Musıli ailesine “Sandığın anahtarını getir ” dedi. Kadın da anahtarı getirdi. Adam, sandığı açtı, cüzdanından ihtiyacı kadar parayı aldı, sandığı kilitleyip anahtarı kadına teslim etti. Adamın cariyesi, Fethu’l-Musıli’nin bu yaptığını kendisine haber verdi. Adam cariye’ye “Doğru söylüyorsun, seni azad ettim” dedi. Dostunun bu samimi hareketinden o derece memnun oldu.

Bir kişi Ebu Hureyre’ye (R.A.) gelerek :

-Seninle kardeşlik olmak istiyorum, dedi Ebu Hüreyre :

-Kardeşlik hakkının ne olduğunu biliyor musun ? diye sordu.

Adamcağız:

-Bilmiyorum, söyle bakalım nedir? deyince, Ebu Hüreyre :

-Senin altın ve gümüş gibi servetine beden fazla hak sahibi olmaman demektir, dedi. Adamcağız:

-Ben bu dereceye henüz yükselmedim deyince, Ebu  Hüreyre :

– O halde buyur git, dedi.

Kendi ihtiyaçları varken, başkalarını tercih etmekte hepsinin örneği, Resul-i Ekrem (S.A.V.)’dir. Bir defa bir arkadaşı ile bir misvak ağacından iki misvak yaptı. Misvakların birisi eğri, diğeri düz ve doğru idi.

Resul-i Ekrem ( s.a.v.), misvakın güzel ve doğru olanını arkadaşına ve eğri olanını da kendisine ayırdı. Arkadaşı: “Bu güzel misvak, size yakışır ya Resulallah” deyince.

Resul-i Ekrem (s.a.v.) Bir saat de olsa, bir kimse ile arkadaşlık edene, arkadaşlık hakkına riayet edip etmediği sorulur buyur ve arkadaşlık hakkının isar ile yani arkadaşını kendi üzerine tercih etmekle ödeneceğini anlatmış oldu.




İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*